BaD-ı SaBa

9/5/2008 - Çocuğunuzla İletişim Kurmaya Çalışın

 

Çocuğunuzla İletişim Kurmaya Çalışın
 
 
Dikkatinin kendine yöneldiği gençlik döneminde, ruh ve bedenden oluşan varlık yapısının farkına varan genç, içinde bulunduğu dünyanın sınırlılıklarına takılmadan kendini yerli yerine konumlandırabilmesi için, kendisine göre bir dünya görüşüne ihtiyaç duymaktadır.

 

                          

Baba ve anneler çocuklarının bu ihtiyaçlarına cevap vermelidirler. Onlarla iletişim kurarak ilahi dünya görüşünü onlara öğretmelidirler, aksi takdirde yanlış yerlerde ve yanlış insanlardan tüm yaşamını etkileyecek yanlış düşünceleri alacaklardır. Ebeveyn, evladına hayat iksiri aşılamalı, onu ruh yüceliğine ulaştırmalı, davranışlarında doğruluk için düzgün inanç sistemini verebilmelidir.

Bununda yolu iyi iletişimden geçer, eğer evladınızla iyi bir iletişim kuramamışsanız ondan şikâyet etmeye hakkınız yoktur, okuyup, düşünmediğini tenkide hakkınız yoktur. O, kendisiyle samimi olan bir ana-baba görmedi, kendisine bir inayet eli uzanmadı; uzansaydı öpüp başına koyacaktı ve getirilen şeyi kabul edecekti. Ne var ki, insafla düşündüğümüz zaman, ona ciddî hiçbir şey vermediğimizi göreceğiz.

Gençlerde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de göz önünde bulundurmalıdırlar. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; sevgili Peygamberimiz ve İmamlarımız gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak ve onlarla iyi dostluk/arkadaşlık kurmaktır.

Ergenlik çağındaki çocuğunuzun sizden uzaklaşması ve içine kapanık olması çok doğaldır, o uzaklaşacaktır sizde yaklaşmalısınız, o anlatmayacak siz ise konuşmasını sağlamalısınız. Aslında çocuğunuzun size anlatmak istediği ve sizinle konuşmayı arzuladığı çok şey var, lakin hem sizin davranışlarınız ve hem de kendisine olan özgüvenini yitirmesi iletişim kurmanızı engellemektedir. Ergenlik dönemindeki genciniz; büyüklerin güzel şekilde konuşup, içlerindekini anlata bildiğini, ama kendisinin bunu başaramadığını zanneder. Öyleyse çocuğunuz sizinle konuşmuyor ve içine kapanık duruyorsa, bu özgüvenini kaybettiği içindir, sizin bunu yeniden kazandırmanız gerekir.

Bunun içinde gençler ailelerinden en fazla sevgi beklemektedirler, tabii ki ailelerde evlatlarını çok sevmekte, peki bunu göstere bilmekteler mi? Gençler de sevildiklerini biliyorlar, lakin sorun bunu hissedememeleri. Sevildiğinizi bilmek ile hissetmek arasında çok büyük fark vardır ve kendinize olan güveninizi en çok etkileyen sevildiğinizi hissedebilmektir. Kendine güven duymak yaşamda mutlu olmak için gereken en önemli faktörlerden biridir. Gençlerin kendileri hakkındaki düşünceleri ve duyguları aileleri tarafından onlara verilir. Dolayısıyla aileler gençlerinin onları sevdiklerini hissetmelerini sağlamalıdırlar.

Gençlerin hissettiği bazı ortak duygular şunlardır: Yargılanmış, kritize edilmiş, baskı altında, küçümsenmiş, sorgulanmış, alay edilmiş, önemsenmemiş, hapsedilmiş, zorlanmış, tehdit edilmiş, horlanmış, cezalandırılmış, suçlanmış, anlaşılmamış, güvenilmeyen, saygı duyulmayan, desteklenmeyen, duyulmayan, görülmeyen, önemsenmeyen, umursanmayan...

Siz ebeveyn olarak (özellikle de babalar) bu haletleri çocuğunuzun psikolojisinden uzaklaştırmalısınız, onlarla arkadaş olmalısınız, öyleyse güzel ve dostane bir iletişim için şunları yapmayı deyin:

1- İlk olarak şunu asla unutmayın: gençlerin ergenlik döneminde ebeveyni ile iletişim kurmaları zorlaşmaya başlar, pek açılmak istemezler ve karşılaştıkları meseleleri söylemekten sakınırlar, bu çok normaldir, anlayışla karşılamalısınız.

2- Çocuğunuza zaman ayırın, çocuğunuza verebileceğiniz en iyi hediye zamandır, Ona zaman ayırmalısınız.

 

3- Çocuğunuzla iletişim kurmaya çalışın, onların sizle konuşmasını sağlayın. Hiçbir zaman sizin düşünce ve isteklerinizi kabul edip, yapmaya zorlamayın.

4- Çocuğunuza gerçekten güvenin ve bunu ona hissettirin. Çocuğunuz ancak sizin ona güvendiğiniz kadar başarılı olur. Eğer ona güvenmezseniz onun öğrenme kapasitesini azaltmış olursunuz. Çocuğun kendisine güven duygusunu geliştirmenin bir yolu da ona başarılarını hatırlatmaktan geçer. ( okulundan almış aldığı takdir, teşekkür, vb belgeleri çerçeveletmek gibi)

5- Çocuğunuzla vakit geçirmek bu vesileyle de onunla konuşmak için fırsat kollayın. Beraber okula gidin, dışarıda biraz gezin yahut ev işlerinde ondan yardım isteyin, çünkü onunla konuşa bilmek için onunla olmanız gerekir. Kesinlikle odasında televizyon bulundurmayın, aksi takdirde vaktinin çoğunu sizinle geçirmek yerine televizyon izlemekle geçirecektir.

6- Onların hoşlandıkları konular hakkında konuşun. Spor, otomobil veya futbol gibi.

7- Daha çok onaylamaya çalışın ve söylediklerine hemen karşı gelmeyin. Başarısızlıklarını, yanlışlarını ve yersiz davranışlarını sürekli yüzlerine vurmayın bunun yerine başarılarını hatırlatarak, takdir edin.

8- Çok konuşmayın daha çok dinleyin. Sürekli öğüt vermek, haddinden fazla açıklamada bulunup, sorular sormak onu sıkacaktır, buda sizinle olan iletişimini kötü yönde etkileyecektir.

9- Her insan gibi, çocuklar da çok farklı özelliklere ve karakterlere sahiptirler. Bazıları çabuk kırılmakta, çok konuşmakta, yaramaz veya utangaç olmaktadır, bu yüzden Onu yaşıtlarıyla karşılaştırırken, ferdi özelliklerine de dikkat edin.

10- İyimser olun; iyi bir anne-baba hiçbir zaman kötümser olmamalıdır. Umudunuz varsa ve bunu çocuk anlıyorsa o zaman doğru yoldasınız demektir. Çocuk okulda veya sınavlarda bazen başarısızlıklar yasayabilir, ancak bunlar doğru kullanıldığı zaman başarı yolunda kullanılabilecek birer araç olurlar.

11- Sorunlu birçok genç, anne ve babalarının onlarla ilgilenmediği ve hiçbir zaman onlarla oturup düzgün konuşmadıklarından yakınmaktadır. Her şey karşılıklıdır, öncelikle size güvenebileceğini gösterin, ona vakit ayırarak konuşmasına izin verin.

12- Onun düşüncelerine ve görüşlerine saygı gösterin. Her ne kadar yanlış olsa da baştan silip atmanız ve her şeyine karşı gelmeniz onu size karşı soğutacaktır, fakat sakin bir şekilde karşı tarafı dinlenmek, bazı konularda hak vermek, düşüncelerine saygı göstermek ve sonrasında doğru olanı anlatmak gerekir. Ancak bu şekilde sizin doğru düşüncelerinizi kabul edecektir. Derin bir nefes çekin ve onun da söyleyeceklerinin değerli olduğunu kendinize kabullendirin.

13- Bazen beraberce yalnız olmaya çalışın, eğer eviniz kalabalıksa ve yalnız kalamıyorsanız, dışarıda bir şeyler içmek, parka gitmek v.b bahanelerle onunla yalnız kalmaya çalışın.

14- Sorunları ortaklaşa halledin; bazı konularda anlaşmazlığa düşmeniz kaçınılmazdır, sizin dediklerinizi de yapmadığı takdirde baskı uygulamayın, ortak bir kanıya varmak için beraberce oturup konuşun. Yani bir çeşit anlaşmaya varın. Örneğin siz ona; “ben hemen bu akşam odanı temizlemeni istiyorum” derseniz oda size; “hayır temizleyemem, şimdi arkadaşıma gidiyorum”  diye cevap verecektir. Bunun için iyisi mi siz tatlı dille “odanın bu kadar dağınık olması hiç hoşuma gitmiyor, ne zaman temizleyip, düzelte bilirsin?”  deyin, bu şekilde bir anlaşma yolu açmış olacaksınızdır.

15- Onu konuşmaya itecek sorular sorun; insanlar hiçbir zaman sürekli dinlemekten hoşlanmazlar, herkes bir şekilde konuşan olmak ister. Bazen sizde ona sorular sorarak konuşmasına izin verin. Sorularınız evet veya hayır cevabı alacak şekilde olmasın, daha fazla konuşa bileceği şekilde sorun, mesela: “bu gün Türkçe dersinde neler yaptın?” gibi

16- Kendi düşünce ve görüşlerinizi kabul etmesi için ona baskı yapmayın; zorla bir şeyi kabullendirmek istediğinizde, asla kabule etmeyeceğini ve hemen karşılık vereceğini kesin bilin.

17- Sizinle konuştuğunda samimiyetinizi gösterin, yürekten onu dinlediğinizi ve sıkılmadığınızı belli ettirin.

18- Çok önemli bazı sorunlarla ilgili onunla konuşmanız gerektiğinde, ikinizin de sakin olduğu zamanı seçin.

 

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil.... Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan....

Kategoriler

  • aİLe,ÇoCuK,YaŞaM....
  • BaD-ı SaBaH....
  • BiR aYeT....
  • BiR HaDiS....
  • HüZüN MıSRaLaRı....
  • iSKeNDeR PaLaDaN....
  • SeNaİ DeMiRCi....
  • YüReKLeRiN SeSi....
  • Arkadaşlarım

    vuslatimkizkulesi
    hasanbeyan
    sonsuzruh
    asudeebrar
    yaseminintenceresi
    Kardelensiz
    bayansanem
    dualarile
    sadiyedemir
    EsMaLaL
    bennur76
    nurdostu
    cesmidiil
    muhammetreis0678
    sevgipinari01
    ResuleVuslat
    erva
    sevda1000
    sumeyye2
    sessizciglik1
    ezelinur23
    rufeydem
    NuRTaNeLeRi
    Veda Hutbesi
    Veda Hutbesi
    Bismillahirrahmanirrahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
    MÜ'MİNLER!
    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
    İNSANLAR!
    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!

    İSLAMİ BİLGİLER
    kurban, vekalet, kurban bayramı, hayır kurumu, kurban nedir, vakıf, kurban kesimi, kurban bağış